Kategoriler

EVDEN KATALOGLA SATIŞ YAPMAK için BAŞVURU FORMU

İsim (gerekli)

E-posta (gerekli)

Telefon (gerekli)

Tecrübeleriniz

Monthly Archives: Haziran 2009

MAdo BALLI DONDURMA

Mado ballı dondurma ile büyüyecek
 | 16 Haziran 2009
mado

mado
Mado, bir yıla yakın süre yürüttüğü araştırma ve geliştirme faaliyetleri sonunda hiç şeker içermeyen sadece bal, keçi sütü ve sahlepten üretimini gerçekleştirdiği ballı dondurmayı piyasaya sundu

Mado Yönetim Kurulu Üyesi Kadriye Kanbur, Türkiye’de ve dünyada ilk olan ballı dondurma için en ideal bal karışımını elde etmek için bir yıla yakın üzerinde çalıştıklarını ve Türkiye’nin en iyi bal üreticisi ile bu konuda işbirliği yaptıklarını belirtti.

Mado, bir yıla yakın süre yürüttüğü araştırma ve geliştirme faaliyetleri sonunda hiç şeker içermeyen sadece bal, keçi sütü ve salepten üretimini gerçekleştirdiği ballı dondurmayı piyasaya sundu. Mado Yönetim Kurulu Üyesi Kadriye Kanbur, Türkiye’de ve dünyada ilk olan ballı dondurma için en ideal bal karışımını elde etmek için bir yıla yakın üzerinde çalıştıklarını ve Türkiye’nin en iyi bal üreticisi ile bu konuda işbirliği yaptıklarını belirtti.

Kadriye Kanbur, Mado’nun zanaatkar işi dondurma olarak adlandırılan ve endüstriyel üretimden kendini ayıran yüzde 100 doğal dondurma kategorisinde yüzde 80’lik pazar payına sahip olduğunu ifade ederek, “Ballı dondurma ile dondurma kategorisine hem yepyeni bir ürün kazandırırken, hem de dondurma pazarının büyümesine de katkı yapacağımızı düşünüyoruz. Üç kategoride tüketicilerin beğenisine sunduğumuz ballı dondurmanın toplam üretim ve satışlarımız içindeki payını ilk etapta yüzde 10 olarak öngörüyoruz. Meyveli dondurmalarımız başta olmak üzere hiçbir katkı içermeyen ve yüzde 100 keçi sütünden yapılma tüm dondurmalarımızla da Mado lezzetini tüketicilerimize sunmaya devam edeceğiz” dedi.

KİŞİ BAŞI YILLIK ÜRETİM 2.6 LİTRE

Türkiye’de kişi başı dondurma tüketiminin yılda 2.6 litre olduğunu, AB ortalamasında bu rakamın 6-8 litre arasında değiştiğini, kişi başı tüketiminin ABD’de ise yılda 25 litre ile en yüksek rakama çıktığını vurgulayan Kadriye Kanbur, “Türkiye’de kişi başı dondurma tüketiminin en azından AB ortalamasına yaklaşması lazım. Yeni ürünlerin pazarın büyümesine ve kişi başı tüketimin artmasına bir katkısı olacağına inanıyoruz” diye konuştu.

Mado’nun 850 milyon dolar olarak tahmin edilen endüstriyel dondurma da dahil toplam pazarda yüzde 20’lik bir payı olduğunu hatırlatan Kanbur, Mado’nun endüstriyel pazarda da giderek önemli bir oyuncu haline gelmeye başladığını söyledi.

“SAATTE 5 TON DONDURMA ÜRETEBİLİRİZ”

Mado’nun toplam cirosunun yüzde 30’ının kafe konseptli satışlarından oluştuğunu belirten Kadriye Kanbur, Mado’nun saatte 5 ton dondurma üretme kapasitesine sahip bulunduğunu, yıllık üretiminin de 3 bin tona yaklaştığını söyledi.

Mado’nun özel konseptli yeni mağaza modelini Türkiye çapında yaygınlaştırma politikasına hız vereceğini belirten Kadriye Kanbur“ Yeni konseptine uygun ilk mağazamızı Ankara’da Tunalı Hilmi’de açtık. Dondurmanın yanı sıra mekan tasarımı ve özel pasta çeşitleriyle tüketicilerimizin daha yüksek memnuniyetini ve mutluluğunu sağlama çabamızı sürdüreceğiz” dedi.

Kanbur, Mado’nun 218’e ulaşan franchise mağaza sayısıyla Türkiye’nin en fazla franchise zincirine sahip kuruluşu olduğunu ve hem yurtiçinde hem de yurtdışında yeni mağazalar açmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi. Kaynak:Hürriyet

Köpek Gezdirme Mesleği

Köpek gezdirmek meslek oldu aylık gelir 5 bin TL’yi buldu
iş fikirleri

iş fikirleri
Avrupa ve gelişmiş bazı metropollerde yıllardır bir meslek olan ve sektöre dönüşen “köpek gezdirme” işi, zamansızlık sorununun her geçen gün büyüdüğü Türkiye’de de, özellikle İstanbul ve bazı büyük kentlerde yaygınlaşmaya başladı.

Sabah ve akşam birer saat 10 köpeği gezdiren bir kişinin ayda 5 bin lira kazanabildiği sektörde köpeği 1 saat gezdirmenin bedeli, 15 lirayı buluyor. Eğitmenler eşliğinde köpek gezdirme hizmeti veren Türkiye’nin ilk şirketi Pozito Pet Club’ı iki yıl önce kuran Burcu Ağaoğlu, en büyük rakibinin apartman görevlileri olduğunu söylüyor.

GELİŞMİŞ kentlerde köpek gezdirmenin bir meslek olduğunu ve özel eğitmenlerce yapıldığını belirten Burcu Ağaoğlu, mesleğin revaçta olmasının nedenini şöyle açıkladı: “Statülerinin bir parçası olarak iyi bir köpeğe sahip olanların yoğun iş temposu nedeniyle köpeklerine zaman ayıramaması, köpek gezdirme mesleğinin de beraberinde yükselmesini sağladı. Hem kazançlı hem de eğlenceli bir meslek olarak yükselen, tam gün ve part-time olarak yapılabilen köpek gezdirme işinin anahtar kelimesi ise güven.”

Köpeği hep aynı kişi gezdiriyor

BURCU Ağaoğlu, köpek gezdirme, bakım ve konaklatmanın çok ciddi sorumlulukları bulunduğunu belirterek şöyle dedi: “Bizimle çalışmak isteyen köpek sahipleriyle köpeğin sağlık kontrollerinden, aşısına, hangi saatte köpeği kimin teslim alacağına ve hangi güzergáhta gezdirilmesine kadar birçok detayı konuşuyoruz. Her köpeğin fotoğrafını çekip tüm bilgilerinin yer aldığı bir dosya açıyoruz. Burada en önemli nokta bir köpeği her seferinde aynı kişinin gezdirecek olması.”

İtalya’da tasarım okudu köpek gezdirme işi kurdu

BURCU Ağaoğlu Bilgi Üniversitesi Reklam Bölümü’nü bitirdikten sonra aynı üniversitede Kültür ve Yönetim programlarından sertifika aldı. İtalya’da moda ve tasarım eğitimi de gören Burcu Ağaoğlu’nun, köpeklere olan düşkünlüğü tüm kariyer planlamasını etkiledi. Fenerbahçe’de yaşayan Burcu Ağaoğlu, özellikle Bağdat Caddesi çevresi, Nişantaşı, Yeşilköy, Florya gibi İstanbul’un lüks semtlerinde “köpek gezdirme, bakımı ve konaklama” hizmeti eksikliği olduğunu gözlemledi. Araştırma ve hazırlık süreçlerinden sonra Anadolu yakasında Caddebostan’da yeşil bir bahçe içinde müstakil bir yer bulup, burayı butik hayvan konaklama ve bakım evine dönüştürdü. Evcil hayvan sahiplerine yeni bir bakış açısıyla kapsamlı hizmetler sunmak üzere Kasım 2007’de kurduğu Pozito Pet Club’da, özel eğitmenler eşliğinde köpek gezdirme hizmeti vermeye başladı.

Gezdirmek davranış bozukluğunu önlüyor

BURCU Ağaoğlu, köpeklerin yalnız tuvalet ihtiyacı için değil, fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak ve strese bağlı çeşitli davranış bozukluklarını önlemek için günde bir ya da 1.5 saat gezintiye çıkarılması gerektiğini söyledi. Ağaoğlu, özel donanım ve kıyafetli köpek gezdiriciler ile bu hizmeti verdiğini söyledi.

Sabah saat 06’da başlıyor 21’e kadar durmuyor

16 yıldır köpek gezdirme işini profesyonel olarak yapan Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Bankacılık ve Sigortacılık mezunu iki çocuk babası 35 yaşındaki Burak Mehmet Kurt, ayda 13 köpeği gezdirdiğini, bunun karşılığında ise 5 bin lira kazandığını söyledi. Saat 06.00’da işe başladığını ve 21.00’e kadar köpeklerle ilgilendiğini belirten Kurt, “Bizim işimiz tamamen güvene dayalı. İnsanlar çocuğu gibi gördüğü köpeğini ve hatta evinin anahtarını size teslim ediyor. On yıldır haftanın her günü hiç tatil yapmadan çalışıyorum. Çok yorucu bir iş. Çok para var diye bu işe giren bazı insanlar, köpek sahiplerinin güvenini suistimal ettiği için sektör olmasını engellediler. İnsanlar bireysel olarak bu işi yapıyor” dedi.

Hayvan hakları açısından yanlış

HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu) Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat hayvan hakları açısından, sahibi dışında ikinci bir kişinin köpekleri para karşılığı gezdirmesine karşı olduklarını söyledi. Şenpolat, “Hayvanları aldığınızda o sadece size bağlanıyor. Siz evlat ediniyorsunuz ve yaşadığı 15 yıl boyunca hastalıkta da sağlıkta da bakma sözü veriyorsunuz” dedi.

Amerika’da saati 40 doları buluyor

KÖPEK gezdirme işi, aslında dünyada yıllardır yapılıyor.Fiyatlar ise hem ülkeden ülkeye, hem de gezdirilecek köpekten köpeğe değişiklik gösteriyor. Örneğin Amerika’da çok küçük bir köpek için 5 dolar olan saatlik gezdirme ücreti, daha büyük bir köpekte 10 dolara, hırçın köpekler için de 40 dolara kadar çıkabiliyor.

Bounes Aires’te köpek gezdirmek için alınan yarım gün ücreti 50 doları bulabiliyor. Mesleğin doğduğu yer olan Buenos Aires’te bir seferinde 10 ile 15 köpeği gezdiren bir kişi, günde iki ayrı grubu dolaştırabiliyor. Bu da ayda yaklaşık 1.000 ile 1500 dolar arasında geliri buluyor. Köpek gezdirmek gelişmiş kentlerde yeni bir sosyal ortam yaratmayı da sağlıyor. Bu işi yapanlar ve köpeği gezdirilen aileler, zaman zaman partiler de veriyor.

Gelen ziyaretçi kelimeleri

  • köpek gezdirme işi arıyorum
  • paralı köpek ğezdirme
  • köpek gezdi̇rme i̇şi̇ verenlerlerler
  • köpek gezdirme işi izmir
  • kopek gezdırme iş meslek
  • köpek gezdirme iş ilanı izmir
  • köpek gezdirme bakım elemanı arıyorum
  • köpek gezdirme avrupa konutlari
  • köpek bakımı tem avrupa konut
  • köpeğimi gezdirecek birini arıyorum

Çalışan Anneler için zaman yönetimi

Çalışan anneler için zaman yönetimi
 26 Haziran 2009
makale

makale
Okulların kapanmasıyla birlikte çalışan annelerin sorumlulukları artıyor. İşte hem işi hem de çocukları organize edebilmenin 6 yolu…

Çocukların sabırsızlıkla çalışan annelerinse biraz kaygıyla bekledikleri yaz tatili geldi çattı. Çocukları büyük oranda programlayan okullar kapanınca onları organize etme işi ebeveynlere, özellikle de annelere kalıyor. Evle ilgili işlerle ofis işleri için gereken zamanın birbirine zıt ve karmaşık olduğu göz önüne alındığında çalışan annelerin kendilerini ve çocukları organize etmek için bir yol bulmaları gerekiyor. Bu anlamda zaman yönetimi üzerine kitaplar yazan Karen Leland’ın “çalışan anneler için zaman yönetimi stratejileri” dikkate değer…

1- İş yerini bilgilendirin: Çalışan anneler için kilit konulardan biri patronlarıyla iş rutinleri ve çalışma saatlerini çocukların hastalanması ya da evle ilgili diğer zorunluluklara adapte etmek konusunda bir anlaşmaya varmak. Bu konuyu işvereninizle açık acık konuştuğunuz zaman görev paylaşımı, bazı durumlarda evden çalışma ya da sonuç odaklı çalışma sistemi gibi çözümler geliştirilebilir.

2- Rutin işleri listeleyin: Aileyle ilgili işlerin zamanında yapılmasını sağlamak için çocuklar için yapılması gereken işleri hatırlatan bir kontrol listesi hazırlayın. Örneğin sabah telaşı için hazırlanacak bir görev çizelgesinde uyanma, yüz yıkama, diş fırçalama, saç tarama, giyinme, kahvaltı etme, beslenme çantasının alınması ve servisin yakalanması gibi işleri listeleyip odalarına asarak kendi kendilerini organize etmelerini sağlayabilirsiniz.

3- Takım oluşturun: Çocukları ev işlerine dahil edin. Örneğin yemekten önce çocukların oyuncaklarını toplarken onlardan yardım alın. Böylelikle bir yandan evin hızlıca toparlanmasını sağlarken diğer yandan hem çocuğunuza iyi bir alışkanlık kazandırmış hem de onlarla zaman geçirmiş olursunuz.

4- Sıkıcı işleri aynı anda yapmaya çalışın: Ayak işlerini ve sıkıcı işleri planlayın. Böylelikle işlerin çoğu ekstradan yol kat etmeye gerek kalmadan aynı anda tamamlanmış olur. Yemek yapmaya başlamadan önce makineye attığınız çamaşırların siz yemekten kalktığınızda asılmaya hazır hale gelmesi gibi. Çocuklardan birini müzik dersine götürdüğünüz sırada örneğin kuru temizlemeci ve market alışverişi gibi dışarıdayken yapılabilecek işleri halledebilirsiniz.

5- Beklenmedik durumları planlayın: Çocukların hastalanması, bebek bakıcısı ile ilgili sorunlar veya doğum günü ve dışarı çıkma gibi beklenmedik ve son dakika durumlarını ustaca planlayın. Bu tür son dakika gelişmeleri her zamanki takviminizi değiştirecektir. Bu durum patronunuzla iş saati konusunda konuşmayı ya da sorumluluğu eşe, aileden birine ya da bir komşuya delege etmeyi gerektirebilir.

6- Her şeyi takvime not edin: Evin herkesçe görünen bir noktasına bir takvim asarak herkesin sorumluluklarını takvime işlemek oldukça faydalı olacaktır. Böylelikle herkes kendisinin ve diğerlerinin bir sonraki gün ve hafta içinde yapacaklarını görebilecektir. Takvime o günün öncelikli yapılacaklar listesini asmak da iyi bir fikir.
Kaynak:İşteinsan

İŞ KÜLTÜRÜ

ÜLKE ÜLKE İŞ KÜLTÜRÜ
30 Haziran 2009
İŞ DÜNYASININ İNCE NÜANSLARI

İŞ DÜNYASININ İNCE NÜANSLARI
Her ülkenin farklı bir iş kültürü var. Giyim kuşamdan, kartvizit takdim etmeye kadar bazı ritüellere dikkat etmezseniz, iş toplantılarından başarıyla çıkmanıza imkan yok. İşte ülke ülke iş kültürü rehberi…
Japonlara O.K. Demeyin, Mısır’da kolye takmayın
Çin’de geç kalmanın karşınızdaki kişiye hakaret anlamına geldiğini biliyor muydunuz? Ya Hong Kong’da mavi ve beyaz giysilerin cenaze renkleri olduğunu… Bir Rus’la iş toplantınız varsa, bir hatta iki saat bekletilmeye kendinizi hazırlayın…

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Her ülkenin kendi iş kodları var. Çokuluslu projelerde yer alan kişilerin de bu kodları öğrenmesinde fayda var. Zira iş toplantılarının sorunsuz geçmesi, sizi amacınıza bir adım daha fazla yaklaştırır.
Kimi zaman bazı ayrıntılara hakim olmak, bulunduğunuz ülkenin kültürünü tanıyarak gitmek, size somut faydalar sağlayabilir. Sizin kültürünüzde olumlu olan bir şeyin diğer kültürde işe yaramadığını bilerek hazırlık yaparsanız boşa kürek çekmemiş olursunuz.

Örneğin, Avusturyalı bir işadamını büyülemek için klasik müzik bilginiz olması gerekirken, sempatik ve çekici bir insan olmanız ise bir Arjantinlinin karşısında işinize yarar. Japonlara uzattığınız kartvizitinizde unvanınızı vurgulamanız şart iken, bir İrlandalı tarafından kişisel ve mesleki başarıları sık sık referans göstermek alayla karşılanır…
ARJANTİN
Başkent Buones Aires’te çalışma saatleri, sabah 10 akşam 5 arasıdır. İş yemekleri öğlen saat 1’de yenir. Arjantin’de misafirlerden randevularında dakik olmaları beklenir ama kendileri 15-20 dakika gecikirler. Ocak ve şubat ayları tatil aylarıdır. Bankalar saat 10’dan öğleden sonra 3’e kadar açıktır. İş çevrelerinde mavi, gri, ve kahverengi takım elbiseler ve tutucu kravatlar tercih edilir. Sanıldığının aksine tropikal ortam kıyafetleri pek hoş karşılanmaz. Göz alıcı aksesuarlardan özellikle şiddetle kaçınılmalı.

Arjantinliler genelde sıcak insanlardır ve konuşurken yakın mesafeden dokunarak sohbet ederler. Erkeklerin el sıkıştıktan sonra öpüşmeleri genelde görülen bir selamlaşma biçimidir. Arjantinlilerin ihtirasla konuşmayı seven insanlar oldukların unutmayın ve sözünüzün kesilmesinden kesinlikle rahatsız olmayın. Arjantin’de kıta Avrupası kurallarını içeren sofra adabına çok önem verilir ve sizin uyup uymadığınıza da bakılır.

Öteki yüzünde İspanyolca çevirisi olan business card çok gereklidir. Arjantin iş kültüründe kişiler arası uyum ve arkadaşlık ilişkileri, profesyonel deneyimlerden ve beceriden daha öncelikli gelir. İş anlaşmalarının anahtarı ilişkilerde yatar. İş toplantılarında konuya girmeden önce geyik muhabbeti adettendir. Arjantinliler için karakter çok önemlidir. Birini topluluk içerisinde eleştirmek ya da ona patronluk taslamak çok ayıp karşılanır. Israrlı satış tavrı veya diğer agresif taktikler Arjantinlilere hiç işlemez. İş akışı biraz bürokratiktir.
Onlarca görüşmenin ardından son kararı en tepedeki yöneticinin evet demesi için geçmesi gereken süre biraz uzundur. Şimdiden sabırlı olmaya hazırlıklı olmalısınız.
AVUSTURYA
Avusturyalılar planlarını haftalar hatta aylar önceden yaparlar. Bir iş toplantısı talebinizi bu adeti göz önünde bulundurarak yapın. Avusturyalılar son derece dakiktir ve başkalarından da bunu beklerler. Nitekim ulaşım sistemi kusursuz işler ve hiçbir zaman mazeret olarak sunulamaz. Onlar için bir toplantıya beş dakika geç girmek, fazlasıyla geç gelmek demektir. 15-20 dakika ise toplantının oldukça sarsıntılı başlamasına neden olur.

Avusturyalılar sade biraz şıklığı tercih eder ve dış görünüşlerine çok önem verir. Eğer iyi bir izlenim bırakmak istiyorsanız yüksek kalitede ve üzerinize tam oturan elbiseler ve parlak cilalı ayakkabılar şarttır. Avusturyalıların iş toplantılarındaki ciddiyeti kişiler arası sohbetlerde sürer. Alman kültürüyle kendilerininkinin karıştırılmasından nefret ederler o nedenle tarih ve sanat konularında sohbet ederken bu detaya dikkat etmelisiniz. Konuşurken boş vaatlerde bulunmayın. Avusturyalılar, kastettiklerinizi söylemenizi, söylediklerinizi yapmanızı ve neyi yapmayacağınızı bilmek ister.

Kış sporları, Avusturya sanatı ve mimarisi, opera ve klasik müzik hakkında sohbetler açın. Hiç açmamanız gereken konular ise para, ayrılmak ve boşanmak, din, anti-semitizm ve İkinci dünya savaşındaki rolü. İş mektupları, fakslar ve e-mail’lar dahi son derece resmi bir dille yazılmalıdır. Avusturya’da statü çok önemlidir, şirketteki pozisyonunuzun kartvizitinizde yeterince vurgulanmış olmasına dikkat etmelisiniz.

ÇİN
Çinliler bir iş toplantısına geç gelmeyi karşıdaki kişiye hakaret olarak görürler. Toplantı talepleri için en uygun zamanlar Nisan- Haziran ve Eylül-Ekim arasıdır. Tutucu iş kıyafetleri soluk renklerde olmalıdır. Parlak renkler hiç hoş karşılanmaz. Özellikle iş kadınları kısa topuk hatta düz ayakkabıları tercih etmelidir. Çünkü çoğu kişiden daha uzun kalacağınız kesin. Yüksek topuklara sadece diplomatik resepsiyonlarda izin var. Smokin iş giysisinin bir parçası değildir.

Negatif yanıtlar hiç hoş karşılanmaz, “hayır” yerine “belki” veya “bakalım” ifadelerini kullanmanız gerekir. Çinli iş ortağınız “Çok sorun değil” diyorsa, ortada hala problem var anlamındadır. Yaşınızı, gelirinizi ve evli olup olmadığınızı sormaktan hiç imtina etmezler. Birkaç kelime Çince öğrenmeniz çok dikkat çeker ve hoş karşılanır. Çin’in havasından ikliminden, coğrafyasından, ve Çin’de yaşadığınız pozitif deneyimlerden bahsetmenizde fayda var.

Çince isimler batıda olduğundan farklıdır. İsimler soyadı ve ön ad olarak dizilir. Kişilere hitap ederken unvanlarıyla hitap etmeye gayret edin. Ve komünist değilseniz, kimseye “yoldaş” demeyin. Yazılı sunumlarda siyah beyaz renkleri tercih edin. Çin kültüründe negatif anlamlar içerecek renkleri kullanma riskine girmeyin. Çinliler dışarıdan gelen bilgilere karşı son derece dikkatlidir. Ciddi bir yüz ifadesi Çinliler için çok önemlidir. Soğukkanlılığın kaybedilmesi ya da utanmaya sebebiyet vermek bir toplantının faciayla sonuçlanmasına sebep olur.

Kartvizit verme ve kabul etme bir ritüeldir. Şirketinizin büyüklüğünü belirtecek ifadelere yer verin ve altın renklerin kullanılmasına dikkat edin zira Çin kültüründe altın rengi saygınlığın ve güvenilirliğin simgesidir. Hediye bir rüşvet ya da yasak olan bir şeyi ifade edeceğinden vermekten kaçının.
MISIR
Mısır kültüründe dakik olmak çok da önemli değildir. Yabancı iş ortaklarını bekletmek adettendir. Mısıra ait geleneksel kıyafetler ya da aksesuarlar giymekten kaçının zira bundan alınırlar. Gömleklerinizi en üst düğmesine kadar ilikleyin. Erkeklerin kolye gibi aksesuarlar takmasından hiç hoşlanılmaz. İş kadınlarının ise biraz daha kapalı kıyafetler tercih etmeleri beklenir. Mısırlılar kendileriyle özellikle de bürokrasiyle dalga geçmeye bayılırlar ama bunu bir yabancı olarak siz sakın yapmaya kalkışmayın.

Mısır’ın tarihi, ünlü Mısırlı liderler ve Mısır keteni en sevdikleri konulardır. Kadınlardan ve İsrail meselesinden hiç bahsetmeseniz yerinde olur. Kartvizitinizi İngilizce ve Arapça bastırın.
Mısırlılar kendi çalışma hızlarına uyum sağlanmasını beklerler. Sıcak satış veya diğer hızlı kararlar almaya onları zorlamayın. İş görüşmesi karşınızdaki kişinin sizi tanımasına ve sevmesine kadar sürer, sabırsız olmayın. Bir Mısırlı işadamı size “evet” diyorsa bunu olabilir olarak yorumlayın ve toplantının burada bittiğini asla farz etmeyin.

HONG KONG
Nüfusun çoğu Çinli olmasına rağmen Hong Kong’un kültürü Çin’in geri kalanından oldukça farklıdır. Bu ayrımı iyi bilerek gidin. Genelde iş toplantıları tam zamanında başlar. Dakiklik bir saygı göstergesidir. İş kıyafetlerinin erkeklerde koyu renklerde olmasını talep ederler. Sakın mavi ya da beyaz giymeyin çünkü bunlar ölümü ve yas tutmayı temsil eder. Çinliler sohbetlerinde çok diplomatiktir ve kişiyi rahatsız etme ya da utandırma potansiyeli taşıyan konulardan titizlikle kaçınırlar.

Hong Kong ününü endüstrileşmesine, hızlı ticarete, risk almaya ve verimliliğe borçludur. İş yapma anlayışı Amerikan kültürüne yakındır. Kartvizitinize uzatın ve karşınızdaki kişinin okuyabilmesi için zaman tanıyın. Hong Kong’lu birine topluluk içerisinde negatif bilgiler vermekten kaçının ve yalnızken tartışın. Kişiler için unvanlar ve meslekler çok önemli olduğundan, kişilere hitap ederken buna dikkat edin.

HİNDİSTAN
Hintliler birinin dakik olmasını ve taahhütlerine sadık kalmasını takdir ederler. Ama birçok Hintli söz verdiği saatte olmak konusunda rahat davranır. Çünkü bir Hintlinin zihninde zaman, bir bireyin aktivitelerini planlamasında ve yönlendirmesinde objektif bir kıstas değildir. Birçok Hintli için planlar ve takvimler diğer insanlara ve olaylara göre rastlantısal bir şekilde değişir, değişebilir. Dolayısıyla aylar öncesinden belirlenmiş bir randevuyu birkaç gün öncesinden teyit etmek faydalıdır. Hintli bir işadamıyla buluşacaksanız kendinizi son dakika değişikliklerine hazırlayın.

Hintli iş çevrelerinde giyim kuşam tarzı son yıllarda tarz değiştirdi. Özellikle IT sektörüyse söz konusu olan t-shirtler, bluejean’ler ve sneaker’lar normal karşılanır. İş toplantılarında bile çok çeşitli ve alakasız konulardan sohbet etmek adettendir. Kriket, politika, dinler en sevdikleri konular arasındadır. Hintliler genelde sıcak ve hoşsohbet insanlardır ve özel konularda diğer kültürlere oranla daha az hassaslardır.

Hintliler fikir ayrılıklarını çok nadir olarak direkt şekilde belli ederler. Fikir ayrılığını çok açık şekilde ifade etmek düşmanca ve saygısızca bulunur. Hintliler yaygın şekilde İngilizce bilirler ancak telaffuzları konusunda sorun yaşayabilirsiniz. Bir toplantıda İngilizce aksanının anlamakta zorlandığınız birine cümleyi tekrar etmesini istemekte bir sakınca yoktur.

İRLANDA
İrlandalılar direkt göz teması kurmaktan hoşlanır. Konuşurken gözlerini kaçıran insanlara güvensizlik duyarlar. İrlandalılar dinden politikaya kadar her konuda tartışmaktan ve fikir teatisinden çok hoşlanır. Yine de bu konularda konuyu ilk onların açmasını bekleyin. Spor en sık sözü geçen konulardandır ve sportif benzetmeler yapmayı çok severler. Kendinizi ve ülkenizi sakın övmeyin. Eğitim, mesleki ve kişisel başarıları çok fazla referans gösteren kişilerle alay edilir.

Toplantıya başlamadan küçük bir geyik muhabbetini her zaman çok severler. Sessiz kalmak ve konuşmamak kabalık ve soğuk olmakla eş tutulur. İş görüşmelerinde sade ve açık olun, ne istediğinizi kelimesi kelimesine ifade edin. İnce alaycılık İrlandalıların milli karakteridir. Agresif iş taktiklerinden İrlandalılar da pek hoşlanmaz. Bir karar almadan önce ilişki ağlarını da yoklayıp, olabildiğince çok görüş toplarlar.
JAPONYA
Japon bir işadamından randevu talep edecekseniz bunu sakın mektupla yapmayın, zira büyük ihtimalle yanıtlanmayacaktır. En iyisi telefonla direkt randevu isteyin. Japonlar, toplantıya geç kalmayı büyük kabalık olarak addederler. Size eğitiminizi, aile hayatınızı ve maaşınızın ne kadar olduğunu sorabilirler, rahatsız olmamaya çalışın.

Soru sorarken dikkatli olun, çünkü “Evraklar hazır mı?” sorunuza, hayır diye cevap verildiğinde bilin ki, kastedilen şey evrakların hazır olduğudur. Size “olabilir”, “düşünebilirim” diye cevap verildiğinde kastedilen “evet”tir. “Dikkate alıyorum” ifadesi ise “hayır” demektir. Bir Japon’dan net bir yanıt alabilmek için soruyu farklı farlık şekilde birkaç kere sormanız gerekir. Kalabalık bir toplantıda söze başlamadan önce yaşlılardan gençlere doğru herkese selam vermeniz gerekir.

2. Dünya Savaşı’ndan kesinlikle söz açmayın ve anlaşılacağına emin olmadığınız sürece sakın espri yapmayın. Kartvizitinizi elinizde karşınızdaki kişi okuyabilecek şekilde uzatın, öylesine vermek Japonlarda çok büyük ayıp addediliyor. Birin kartını aldığınızda da muhakkak okuyun ve karşınızdakine tebessüm edin. Çantanıza ise kesinlikle atmayın, üzerine bir şey asla yazmayın. Yaşlı Japonlara büyük saygı gösterin kapılardan önce onları geçirin. İngilizce konuşurken O.K lafını kullanmayın, çünkü Japonca’da O.K. para demektir. Başınızı kaşımak ise utandığınız ya da kafanızın karıştığı şeklinde yorumlanır. Yüksek sesle gülmek ise eğlenceden çok utancın ve gerginliğin göstergesidir.
Japonlarla konuşurken daima gülümseyin. Burun çekmek, boğazını temizlemek gibi hareketler ise alt sınıflarda bile çok ayıptır. Soruya negatif bir yanıt verecekseniz avuçlarınız görünecek şekilde ellerinizi açmanız gerekir. Dört ve dokuz rakamları Japon kültüründe şansızlık demektir, hediye verirken dikkatli olun. Kırmızı yılbaşı kartı da vermeyin çünkü bu renk cenazenin simgesidir.

POLONYA
Birçok Batılı ülkede sırasıyla ay, gün ve yıl yazılır. Polonya’da da bizde olduğu gibi gün, ay ve yıl yazılır. Aşırı parfüm veya deodorant tepkiyle karşılanır. Göz temasına çok önem verilir. Beden diline çok önem verilir. Dolayısıyla hep gülümsemenizi salık veririz. Ne, neden, ne zaman gibi soru kipleriyle başlayan net cevaplar alabileceğiniz sorular yöneltmeye dikkat edin. İltifatlara bayılırlar ancak aşırıya kaçmanız karşınızdakinin kafasını karıştırır. Konuşurken elinizi cebinize sakın atmayın. Başkaları hakkında dedikodu yapmayın. Politika ve paradan söz açıp sohbet etmeyin. Polonyalılar çekingen ve az konuşan kimselerdir. İş toplantılarında uzun sessizlikler olabilir. Boşlukları gereksiz konuşmalarla doldurmaya çalışmayın.

RUSYA
Rusya’da bir randevu almak çok zor bir iştir. Sabırlı ve inatçı olun. Toplantılara zamanında gidin ama karşınızdaki Rus’un geç kalmasına da hazırlıklı olun. Bir Rus’un söz verdiği saatten bir ya da iki saat geç gelmesi çok sık rastlanan bir durumdur. Dolayısıyla beklerken sizi oyalayacak bir şeyleri yanınıza almayı unutmayın. Ruslar ellerindekini avuçlarındakini giysiye harcayan bir millettir, giysilerin kalitesine ve duruştaki zenginliğe çok önem verirler.

Karşılarındaki kişinin yüksek sesle ve heyecanla konuşmasından hoşlanmazlar. Eğer bir Rus konuşurken birine dokunuyorsa, bu ona güvendiği anlamına gelir. İltifat ederken dikkatli olun çünkü yanlış anlamalara sebep olur. Örneğin evlerine davet edildiğinizde bir objeyi çok beğendiğinizi söylerseniz, almanız konusunda ısrarlarla karşılaşabilirsiniz. İkinci Dünya Savaşı, ekonomik zorluklar, Rusya ve kendi ülkeniz arasındaki pozitif karşılaştırmalar en sevdikleri sohbet konularıdır. Ama Saint Petersburg- Moskova karşılaştırması yapmaktan, etnik azınlıklar, soykırım ve Çarlık gibi konuları konuşmaktan kaçının. Öteki yüzünde Kiril harfleriyle yazılı kartvizit bastırmayı unutmayın.

NETWORK MARKETİNG NEDİR?

 

NETWORK MARKETİNG NEDİR?

Çok katlı pazarlama (network marketing), doğrudan satışın geliştirilmiş bir türüdür. Doğrudan satış, en bilinen tanımıyla, bir mal ya da hizmetin, tüketicilere yüz yüze bir ilişkiyle ve genellikle de evlerde, işyerlerinde ve perakende satış noktası sayılamayacak yerlerde, bir satışçı tarafından anlatılarak tanıtıldığı bir satış yöntemidir.

Çok katlı pazarlama ise, satışçıların, iki farklı faaliyetleri sonucunda kazanç elde edebildikleri bir doğrudan satış türüdür. Bunlardan birincisi, kişisel olarak yaptıkları satışlardan doğan kazanç; diğeri de, uygulanan plana göre, ekiplerine kayıt ettikleri kişilerin ve sonra da bu kişilerin kayıt ettiklerinin satışlarından doğan kazanç. Bu nedenle çok katlı pazarlama, kişiye kendi bağımsız işini kurma ve geliştirme şansını sunan bir olanaktır.

Ne Zaman Doğmuştur?

Uzmanların çoğu, çok katlı pazarlama yöntemini ilk kez başarıyla uygulayan kişinin, Carl Rehnborg olduğu konusunda fikir birliğindedirler. Onun öncesinde, satış teşkilatına kazandırılan her yeni satış temsilcisi için kendisini getirene prim verilmesi ya da teşkilata kazandırdığı temsilcilerin satışlarından belirli bir süre bir yüzdenin ödenmesi gibi uygulamalar yok değildi. Fakat bugün anladığımız anlamda, ekibin yarattığı satış hacmi üzerinden sürekli bir kazanç sağlayacak bir program ilk kez, A.B.D.’nde Carl Rehnborg’un sahibi olduğu şirketin ürünlerinin satışında uygulanmıştır.

Carl Rehnborg’un 1934 yılında kurduğu şirketin ilk ismi, California Vitamin Company idi. Sonradan şirketin ismi, Nutrilite Products Inc. olarak değiştirildi. Başlarda klasik bir doğrudan satış programı uygulanmaktayken 1945 yılında Carl Rehnborg, bugünkü çok katlı pazarlama yönteminin tüm temel unsurlarını içinde barındıran bir programa geçti. Kimileri bu programın, Carl Rehnborg’un kişisel bir buluşu olduğunu iddia ederken, kimileri Cambridge Üniversitesi’nde yapılan bir doktora çalışmasıyla doğduğunu, kimileri ise programı Nutrilite’ın Distribütörleri olan Lee S. Mytinger ve William S. Casselberry’nin geliştirdiklerini ileri sürerler.

Nutrilite daha sonra bir anlamda, bir çok katlı pazarlama devinin doğumuna aracılık etmiştir. Nutrilite Distribütörleri Rich DeVos and Jay Van Andel, Nutrilite’dan ayrılarak kendi şirketlerini, ünlü Amway Corporation’ı kurmuşlardır.

Ekonomiye Ne Gibi Yararlar Sağlar?

Çok katlı pazarlamanın, ekonomiye son derece önemli katkıları vardır. Öncelikle, onbinlerce, yüzbinlerce insana, iş ve kazanç olanağı sağlayarak, bu kişilerin eksik istihdamlarını önleyerek önemli bir değer sağlar. Çok katlı pazarlama, bireylere son derece düşük maliyetle ve kolaylıkla kendi işlerini başlatabilme olanağını sunar.

Konunun bir de diğer cephesi, yani, mal ve hizmet üreticileri cephesi vardır. Buradan bakıldığında ise çok katlı pazarlamanın, ürünlere, reklam gerekliliğinden ve raflardaki diğer ürünlerle rekabet etme zorunluluğundan kurtulmuş olarak, süratle nihai tüketiciye ulaşmalarına olanak verdiği görülür.

Çok katlı pazarlama, dünya üzerindeki her ülkede ve her toplumda başarıyla uygulanabilen bir pazarlama yöntemidir.

Üretici Firmalara Neler Sağlar?

Çok katlı pazarlama yönteminin üretici firmalara sağladığı en büyük avantaj, çok düşük bir başlangıç yatırımıyla binlerce, hatta onbinlerce kişiden oluşan bir dağıtım ağına sahip olma ve yine çok düşük bir maliyetle ürünleri dağıtma olanağı vermesidir.

Çok katlı pazarlama sistemini uygulayan bir firmanın dağıtım masrafları, Distribütörlerine ödediği iskonto ve primlerden ibarettir. Bu dağıtım masrafları da, geleneksel dağıtım tarzını (üst toptancı, ara toptancı, perakendeci) kullanan bir firmanın üstlendiği dağıtım masraflarıyla kıyaslanamayacak kadar düşüktür. Bu nedenle de çok katlı pazarlama, üretici firmaya, geleneksel dağıtım tarzını kullanan firmalarla olan fiyat rekabetinde çok önemli bir avantaj sağlar.

Öte yandan, çok katlı pazarlama firmasının dağıtım ağını aynı zamanda bir nihai tüketiciler teşkilatı olarak görmek mümkündür. Onbinlerce Distribütörden ve onların aile üyelerinden oluşan bu büyük topluluk, doğal olarak birlikte çalıştıkları firmanın ürünlerini kullanırlar. Bu da, firma için dev bir hazır müşteri portföyü demektir.

Dağıtım yöntemi olarak çok katlı pazarlamayı seçen bir şirketin, geleneksel tarzda faaliyet gösteren bir firmanın hiçbir zaman ulaşamayacağı en uzak ilçe ve köylere kadar uzanma olanağı vardır. Geleneksel kanalların kullanıldığı yöntemde, ürünlerin gidebileceği yerler büyük ölçüde toptancılar tarafından ve onların kendi ticari beklentilerine uygun olarak belirlenirler. Oysa, herhangi bir yerde, bir Distribütörün yaşıyor olması dahi, o ürünün oraya erişebilmesi için yeterlidir.

Ürünlerin tüketicilere tanıtımı bu dev dağıtım ağının üyeleri aracılığıyla ve yüz yüze yapıldığı için, çok katlı pazarlama firmasının reklam harcamaları da çok düşüktür. Kullanılan bu yüz yüze tanıtım aynı zamanda gerçek hedef kitleye yönelik olduğu için de son derece etkin ve verimli bir tanıtımdır. Bu stratejik seçim, ürünlerin fiyatlarının düşük seviyelerde tutulabilmesine olanak veren ve çok katlı pazarlama firmasına rekabet karşısında avantaj sağlayan diğer bir unsurdur.

Çok katlı pazarlamanın firmaya sağladığı bir başka yarar da, bir cins “görünmezlik” altında faaliyet gösterilebilme olanağı sağlamasıdır. Ürünleri raflara çıkmadığı ve kitle tanıtım araçlarını kullanmadıkları için rakipleri, bu tür firmaları izlemekte güçlük çekerler. Bu, özellikle de lansman döneminde olan bir firmaya önemli bir nefes alma fırsatı verir. Rakipleri, pazara yeni giren bu firmanın stratejilerini öğrenip tepki gösterinceye kadar firma, pazarda ayakları üzerinde durma aşamasına gelmiştir bile.

Uygulayanlara Neler Sağlar?

Çok katlı pazarlama sistemini seçmiş bir firmanın ekibine kayıt olan bir kişinin elde ettiği ilk avantaj, kendisinin ve ailesinin ihtiyacı olan ürünleri tüketici fiyatı yerine iskontolu, toptan fiyat üzerinden alabilmesidir. Bu, firmadan firmaya değişmekle birlikte, genellikle % 20 ile % 50 arasında indirimli bir alışveriş olanağı demektir. Bu yarar, bir tüketici olarak elde edilen yarardır ve geniş bir ürün yelpazesine sahip olup bir ailenin çeşitli ihtiyaçlarını karşılayabilen bir firmanın ekibinde bulunan çok katlı pazarlamacılar için asla küçümsenmeyecek bir avantajdır.

İkinci avantaj, satış yaptıkça gelir hanesine yazılacak olan satış karıdır. Bu kazanç, özellikle faaliyete yeni başlandığı, henüz ekibin oluşmadığı ilk aylarda gelirin önemli bir bölümünü oluşturur. Çok katlı pazarlamada kapı kapı dolaşarak satış yapılması beklenmediği ve hatta çoğu zaman teşvik de edilmediği için, çok katlı pazarlamacı satışlarını yakın çevresinde yoğunlaştırır, ilk satışlarını gerçekleştirip yüksek kazanç elde eder.

Üçüncü ve aslında en önemli yarar ise ekip oluşturması sonucunda, firmanın teşvik planına ve ekibin performansına göre elde edilecek olan iskontolar ve primlerdir. Çok katlı pazarlama sisteminin motoru, itici gücü, bu iskonto ve primlerdir. Bir başka deyişle, çok katlı pazarlamanın sunduğu iş olanağıdır. Ekip kurarak kazanılan iskonto ve primler, çok katlı pazarlama sisteminin uygulandığı tüm ülkelerde gerçek zenginler yaratmıştır.

Tüketicilere Neler Sağlar?

Çok katlı pazarlama sisteminin tüketicilere sunduğu en önemli avantaj, dağıtım ve tanıtım harcamalarından yapılan büyük tasarruflar nedeniyle ürünleri, çok ekonomik fiyatlara satın alabilmeleridir. Bu, tüketicinin elde ettiği birinci avantajdır.

Tüketicinin ikinci avantajı, bu yolla satın alacağı ürünler hakkında önceden çok ayrıntılı bilgilere sahip olabilmesidir. Ürünü satmakta olan kişi, tüketicinin belki akrabasıdır, belki arkadaşıdır ama büyük çoğunlukla yakın çevresinden bir kişidir. Tüketici, ürünlerle ilgili her türlü bilgi verici dokümanı kendisinden alabilir; ayrıca çok katlı pazarlamacı da, tüketiciye ürünlerle ilgili her özelliği anlatabilir. Bu, özellikle reklam bombardımanı altında şaşırmış günümüz tüketicisi için çok özel bir hizmettir.

Çok katlı pazarlama sisteminin perakende kanalların gelişmediği yörelerde yaşayan tüketicilere sağladığı en büyük avantajlardan biri, onları ürünlere ulaşabilme ve ürünleri satın alabilme olanağına kavuşturmasıdır. Böyle uzak yerlerde yaşayan tüketiciler, maddi olanakları elverse dahi, perakende satış noktalarında ürünleri bulamadıkları için satın alamazlar. Çok katlı pazarlama, tüketiciye bu engeli aştıran bir yöntemdir.

Piramit Organizasyon Nedir, Yasak Mıdır?

En bilinen örneği zincir mektuplar olan piramit organizasyonlar, çok katlı pazarlama uygulamalarıyla sıklıkla karıştırılırlar. Oysa bir piramit organizasyon, gerçekte bir doğrudan satış yöntemi bile değildir. Dünya Doğrudan Satış Dernekleri Federasyonu WFDSA’nın da ilan ettiği gibi piramit organizasyonlar, bireyleri “dolandırma” amacıyla kurulurlar ve yasaktırlar.

Piramit organizasyona katılan bir kişinin genellikle yüklüce bir kayıt ücreti yatırması gereklidir. Bu ücretin bir kısmı, kendisini sisteme dahil eden kişiye, bir kısmı üstlerde yer alan diğerlerine, bir kısmı da piramitin en tepesindeki kişiye ödenir. Piramiti oluşturan kutucukların hepsi dolduğunda, en üstteki kişi ayrılır ve onun altındaki iki kişi, iki ayrı piramitin en üst seviyesine yükselmiş olurlar. Böylece, en üsttekiler ayrıldıkça, alt seviyelerde yer alanlar üstlere çıkarlar. Ancak gerçek yaşamda bu “mutluluk zinciri” en alttaki kişinin en üste ulaşmasından çok önce çöker.

Piramit organizasyon, piramiti kurarak baştan itibaren en üstlerde yer alan birkaç kişiye büyük paralar kazandırır; fakat büyük bir çoğunluk, yatırdığı kayıt ücretini bile çıkartamaz.

Piramit organizasyonlarda, bir ürünün ticareti söz konusu olmadığından ortada yaratılan bir katma değer yoktur. Son yıllarda gerçek amaçlarını gizlemek üzere ürün satışı yaptıklarını iddia eden piramit organizasyonlar kurulmuştur. Ancak bu şirketlerin pazarladıklarını iddia ettikleri ürünlerin gerçekte hiçbir ticari değeri bulunmamaktadır. Bu nedenle de piramit organizasyonların kuruluş amacı, çok sayıda insanın para kaybetmesi sonucunda az sayıda insanın para kazanmasıdır.

Piramit organizasyonlar, birçok ülkede yasaklanmışlardır. Çok katlı pazarlama modelinin, piramit organizasyonlarla ilgisi yoktur. Piramit organizasyonlar, doğrudan satış derneklerine üye kabul edilmezler.

Gelen ziyaretçi kelimeleri

  • amway corp

Sermayesiz Ek İşler

sermayesiz ekişler

1-Merdiven silmek. Bugün piyasada 40 ila 100 ytl karşılığında (merkeze ve şehire göre)bina aralarındaki merdivenleri silebilirsiniz.Eğer ben erkeğim bu iş bana göre değil derseniz keyif sizin. Ayda 10 binayla 50 ytlye anlaşırsanız 50*10:500 ytl yapar. Unutmayın ayda en az 4 defa veya 8 defa silmeniz gerekli.

2-Esnaf vitrin ve cam temizliği. Sadece esnafların vitrin ve cam temizliğini yaparak para kazanabilirsiniz.Bir esnafın camını temizlemek ayda 50-100 ytl arası. Haftada iki gün yapılıyor.Ayda 8 kere ücret bir aylık alınıyor.

3-Hazır poşet içecekler Bir termos alıyorsunuz evde hazırladığınız sıcak suyu içine koyuyorsunuz.Toplu halde plastik bardak ve kaşık alıyorsunuz.Ve başlıyorsunuz işe.İşimiz hazır içecekler sektöründeki tüm ürünleri müşteri ayağına sunmak. çay,kahve,bitkisel çaylar,salep vs.. Hedef kitleniz taksiciler ve minibüsçüler olabilir.Mesela Üsküdardaki bir durakta hatırladığım kadarıyla minibüslerin işe başlama yerinde çay ocağı var.Ama müşteri bekleme noktalarında yok.Aynı şekilde bu taksicilerdede durum böyle.Bir başka hedef kitle olarak pazar yerlerini de seçebilirsiniz. Sebze meyve ve elbise satan pazarcılarda müşteriniz olabilir.Ve tabii ki esnaflarıda unutmamak lazım.Etrafında çay ocağı yoksa.

4-Kendinize güveniyorsanız izinli pazarlama yöntemi uygulayabilirsiniz.Bir bayiye gidin bu mobilya sektörüde olabilir diğer bir sektörde olabilir. Ve konuşun ben sizin ürünlerinizi tanıtmak için ev toplantıları düzenleyeceğim tanıtım standları kuracağım deyin.Ve karşılığında satılan üründen belli bir komisyon isteyin. Anlaşabilirseniz önce işi nasıl yapıcağınızı öğrenin.Ürün hakkında firma hakkında bilgiler edinin.Ve bir iş planı oluşturun. Örneğin bir koltuk takımı tanıtacaksınız.Ürünü fiyatını ve yapılacak taksitleri iyice öğrenin.Ve pazarlamaya başlayın. Ayrıntıya girmek isterdim ama uzun sürebilir. Farklı birkaç kategoride belirteyim.Bu işi dekorasyon yönündede uygulayabilirsiniz. Sizlere ilginç bir anımıda anlatayım. Bundan 4 sene önce Praktikerdeki 19 ytl’lik çadırları alıp 40 ytl’ye satmıştım.(Lokanta tarzı yerlere.)Ve 50 adeti bu şekilde satmıştım. Nasıl mı sattım.İlk önce ürünü alıp satmadım.Japonların (Jıt) Sıfır stoklu üretim sistemini biraz değişikliğe uğrattım.Sıfır stoklu sipariş sistemine çevirdim.Ve ürünün resmini alıp insanlara gösterip siparişlerini aldım daha sonra gidip ürünleri alıp dağıttım.Praktikerdeki satıcının yüzündeki şok ifadeyi hala unutamıyorum.Bu kadar çadırı ne yapacaksın!

5-Plastik doğramacılarla (pimapen-erpen bayileri gibi) ortak çalışabilirsiniz.Balkonları bilirsiniz birçoğu hala plastik doğrama çevrili değil.Plastik çevrili olanlarıda görmüşsünüzdür. Alın size güzel bir fırsat.Önce plastik doğramacıyla komisyon anlaşmanızı yapın.Sonra gidin balkonunda plastik doğrama olmayan bütün evlere teklif yapın. Aynı evlerde görüşme yapabildiğiniz evlerde balkondan bahsederken banyoyuda es geçmeyin.Küvet etrafındaki açık alandanda size bir iş fırsatı çıkabilir. İşin aslı fırsat çok.Ama bunları farketmek lazım.Birde önemli olan kazanırken kazandığınızı harcamaya dikkat etmeniz lazım. Bu yazdığım işlerin birçoğunuza zor geleceğini biliyorum.İsterseniz neden bu tarz işleri yapamayacağınızı anlatın.Elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışayım.

Bu konudaki yorumlar
Konu: çadır Çadır işi doğruysa öyle de görünüyor sizi kutlarım arkadaşım.Mersin’den Doğan Konu: işsizim slm öncelikler tşk.ler fedakarlıklarınızdan dolayı..benim sorunum işsizim ve düşünüyorum taşınıyorum iyi para kazanabileceğim bir iş bulamıyorum.memlekete yönelik.tesadüf nete sitenizi gördüm.pek sermayem yok.ama kredi kulanarak iş yapmayı düşünüyorum ama ne..sorunum bu .ha sizin praktiger işinizi bende yaptım ama siz ucuza vermişsiniz.))ben 80,85,den aşağı vermedim o kamelyaları.))tşk…ler. Konu: Kredi çekmeseniz iyi olur. Bence Sermayeniz yoksa krediyle iş açmaya çalışmayın. madem ki satış tecrübeniz var neden sermayenizi satış yaparak toplamıyorsunuz hem bu arada ne iş yapacağınıza da karar vermiş olursunuz. Konu: iş ya elimde 70 milyar para var ve nasıl bir iş yapabilirim diye düşünüyorum bir türlü uygun bir iş bulamadım sizin bir yorumunuz varmı nasıl acaba bir iş kurabilirim.taşakkür ederim Konu: Halı Saha Yapın … Merhaba 70 milyar param var demıssınız eğer düşünürsenız Halı Saha yapmanızı tavsiye ederim .Karlı iş .. Konu: işe nerden ve nasıl başlamalıyım.? arkadaşım.. ben ek iş olarak temizlik ürünleri pazarlaması yapmayı düşünüyorum.. tasviye edermisiniz.. eğer ederseniz bu iş de pek tecrübem yok.. nasıl ve nerden başlamam gerekir.?? saygılarımla Konu: işe nerden ve nasıl başlamalıyım.? Merhaba..ben ticaret yapmak istiyorum.. fakat bugüne kadar hic yapmadim bilgimde yok.?? nerden ve nasil baslayacagimi bilmiyorum.. temizlik ürünleri hakkında düsünüyorum.. bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim saygılarımla .. celık.. Konu: yorum.. merhaba.. ben elinde 70 milyar sermayesi bulunduğunu söyleyen arkadaşa bir mesaj yazmak istiyorum.. sitenizi tesadüfen gördüm,detaylar anlamında biraz yetersiz eksikte olsa böylesine işsizliğin yoğun yaşandığı ,büyük bir sorun olduğu bir ülkede,insanları bilincendirmeye bilgilendirmeye yönelik bir girişimde bulunmanız takdir edilmesi gereken bir eylem..üzülürekte ifade ettik,malesef issizlik ülkemizin gündeminde yer kaplayan önemli bir sorun..insanlar özellikle genç kesim karamsar yılgın bocalıyor önünü net göremiyor ne yapacağını ne yapması gerektiğini tam olarak bilmiyor,bir çaresizlik ve arayışlar labirenti içerisinde dönüp dolaşıp duruyor..istemesekte toplum olarak pek çok anlamda sorunlar yaşıyoruz… günümüz türkiyesinde yaşamak ayakta durmak mücadele etmek ustalık isteyen bir sanat olmuş adeta..işsizlikten bunalan insanları yıkılan yuvaları yaşanan intiharları kavgaları ayrılıkları hüzünleri acıları geniş anlamda düşünürsek… ben siteye ilgi duyan arkadaşların içerisinde bulundukları arayışı ,yaşadıkları psikolojiyi,anlıyor ve bir nebzede olsa katkım olabilir düşüncesiyle şuan bu yazıyı yazma gereği duydum…. yapacağımız işte öncelikle elimizdeki ürün veya hizmetin ülke koşullarına uygun pazar payı bulunan ve sürekliliği olup olmadığını düşünerek araştırarak kararlar alıp hareket etmemiz gerekiyor…satılmayan bir ürüne veya pazar payı düşük veya rekabet koşulları ağır ,üretimi ve maliyeti zor bir ürüne yatırım yapmanın bir anlamı mantıklı bir yönü varmı…..ben arkadaşlara öncelikle şunu ifade etmek istiyorum…çıraklığını yapmadığın işin ustalığına soyunma… derler..bu söz galiba kayserili iş adamlarına ait..yani yatırım yapmak istediğimiz herhangi bir işte yeterince bilgi tecrübe deneyim sahibi değilsek ,o işi kurmamız ayakta tutmamız kar etmemiz yaşatmamız oldukça zor olur…bir işe yönelik yatırım kararı almadan önce bu detayları göz ardı etmek yalnızca bizleri zarara yıkıma doğru götürür..yaşadığımız çağın bilgiye ulaşmak anlamında bizlere sunduğu önümüzde altın bir anahtar var..internet.. öncelikle ne iş yapmak istiyorsak o iş hakında tam olmasa bile bilgi edinebileceğimiz bir kanalımız yolumuz var artık… elinde 70 milyarı bulunduğunu söyleyen arkadaşıma seslenmek istiyorum… 70 milyar sermaye ile pek çok alanda pek çok iş yapılabilir..ama ben sana seni zarar ettirmeyecek kar oranını her yıl katlayarak büyüyecek bir işe yönelik bilgi vermek istiyorum…işin detaylarına girmek istemiyorum eğer ilgi duyarsan bu noktada sen yeterli bilgiye zaten pek çok kanaldan ulaşabilirsin… 70 milyarla yapabileceğin en güzel iş hayvancılık ve süt üretimi..süt pazarlama sorunu bulunmayan bir madde..pasta çikolata,dondurma,peynir yoğurt,kısaca kulanım alanı ve pazar payı geniş…yapman gereken bu işi nerde nasıl kurabilir bu fikri hayata ne zaman aktarabilirsin bunların araştırmasını yapman iş hakkında detaylı bilgi toplaman gerekiyor..sana bir kaçta adres yazayım.ciftliğim.com……ugureryayıncılık var hayvancılıkla ilgili kitaplar basıyorlar,süt üreticileri birlikleri var,yine tarım bakanlığının sitesinden bu yönde bilgilere ulaşabilirsin..devlette bu yönde teşvik ve kredi imkanları sunuyor..düşünürsen araştırmanı tavsiye ederim.. Konu: Elimde çok iyi iş potansiyeli var. Ama sermayem yok Ben 43 yaşında asıl mesleği muhasebecilik olan birisiyim. Şu anda işim yok. Ama yaklaşık 1 yıl önce tanışıp iş yaptığım yurtdışında fabrikası olan bir dostum Fabrikanın ürettiği tüm ürünleri Türkiye ve hatta Avrupa ülkelerine pazarla Türkiye distrübitörlüğü senin diyor. Ancak benim sermayem yok. Sermaye koyup bu işe ortak olacak ciddi kişilerle görüşmek istiyorum.

Gelen ziyaretçi kelimeleri

  • gebzede merdiven silme iş arıyorum
  • merdiven silme işi arıyorum

Elazığ çiğköfte bayiliği

“Steak Tartar”a, “dana carpaccio”ya bayılanlar sıra çiğköfteye geldiğinde çiğ etin tehlikelerinden, zararlarından söz etmeye başlarlar. Eğer çiğköfte de “steak tartar” örneğinde olduğu gibi Batı üzerinden dolaşarak bu topraklara gelseydi eminim ki bugün lüks restoranların mönülerinden eksik olmazdı.
 
Ama ne yazık ki Güneydoğu mutfağının vazgeçilmezlerinden olan çiğköfte kader arkadaşı lahmacun ile birlikte uzun yıllar bir kültürü ya da yaşam biçimini aşağılamak için araç olarak kullanıldı. Çiğköfte yanında viski içenlerle dalga geçildi. Şarabın yanına bile sokulmadı.
 
Çiğ et ya da acı sevmeyen birinin çiğköfte yememesinden doğal bir şey olamaz. Fakat diğerlerini yiyip de çiğköfteyi küçümseyenler insanın aklına kültürel kodlamaları getiriyor. Aslında çiğ et yenecekse acıyla, bulgurla, otlarla, baharatla harmanlanarak yapılanı en sağlıklısı ve lezzetlisi gibi görünüyor. Tabii ki hijyenik ortamda yapılmak koşuluyla.
 
Elazığ’da tornacılık yapan Ahmet Arslan 1997 yılında kışın yatıp yazın çalışmaktan bıktığı için torna tesviye atölyesini kapatarak İstanbul’a göçer. Birkaç ay “İstanbul’da ne yapabilirim” diye dolaşır, taksicilik, halıcılık yapar. Bakar ki yemek işinde iyi para var ve onun yapmasını bildiği tek yemek olan çiğköfte satan yer pek yok.
 
Akrabaları “Koskoca atölyen vardı şimdi sokaklarda çiğköfte mi satacaksın” diye küçümseseler de hemen ailesini getirir. Anadol marka bir kamyonet satın alarak evde ailece yaptıkları çiğköfteleri Avcılar Yanyol’da satmaya başlar. 1999 depreminden sonra kiralar ucuzlayınca bir dükkân kiralar. Dükkâna geçtiklerinde işler daha da iyi gider, kapıda kuyruklar oluşur.
 
Bir süre sonra Etiler’de Set Kebap’ın karşısında ilk şubelerini açarlar. Oğlu Murat Arslan’ın liseden sonra babasının yanında çalışmaya başlamasıyla şubeler artar. Talep artınca da bir fabrika kurmaya karar verir. 2003 yılında 500 bin dolara şimdi içinde oldukları 1500 metrekarelik binayı satın alır. Soğuk hava depoları, ofisler ve mutfaklarıyla modern bir üretim tesisine dönüştürürler. Ahmet Usta tornacılık bilgisini de kullanarak standartları kendi oluşturur. Dev bir çiğköfte yoğurma makinesi tasarlar.
 
Bu arada Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan çiğköfte üretim sertifikası ve kapasite raporu alırlar. Bugün günlük ortalama bir ton üretim yaptıkları fabrikalarının yıllık cirosu 1 milyon TL. Elazığlı Çiğ Köfteci Ahmet Usta’nın Bostancı’dan Bakırköy’e, Ataköy’den Fındıkzade’ye İstanbul’un dört bir tarafında, Çorlu ve İzmit’te olmak üzere toplam 18 şubesi var.
 
Bugün genel müdür koltuğunda oturan Murat, işlerden başını kaldırıp üniversite eğitimi yapamaz ama iki kız kardeşi okur. Nilay Arslan iletişim ve halkla ilişkiler, İlknur Arslan da bilgisayar mühendisliği eğitimi alır. Nilay reklam ve tanıtım bölümünün başında, İlknur da mali işlerden sorumlu. Ahmet Usta her zamanki gibi üretimin başında.
 
Çiğköfte, çiğköfte burger ve içliköfte, vejetaryenler için peynirli içliköfte gibi çeşitler hazırlanan fabrikada, en son olarak el değmeden üretilen organik çiğköfte üretimine başlanmış. Avrupa Birliği’ne uyum sertifikası almışlar. İki ayda bir içindeki bütün ürünler CERES tarafından denetleniyor. Avcılar’daki fabrika yiyecek üretimi yapan tesisler içinde benim bugüne dek gördüğüm en temiz ve hijyenik koşullara en çok uyan yerlerden biri.
 
Alt katta yer alan mutfaklara, derin dondurucu ve soğutma odalarına kesinlikle galoşsuz ve önlüksüz, başlıksız girmek yasak. Çiğköftenin yoğrulduğu odaya ise sadece Ahmet Usta ve iki yardımcısı girebiliyor. Çiğköftenin reçetesi de sır gibi saklanıyor. Tek söylenen et oranının yüzde yirmi civarında olduğu, yağsız dana eti ve kalın siyah bulgur kullanıldığı.
 
12 adet çiğköfte, salata, limon, özel sos ve lavaşın yer aldığı bir paket 9.50 TL, üçlü içliköfte paketi ise 6.50 TL’ye satılıyor. Nilay Arslan bir tanesinde 60 kalori bulunan çiğköftenin diyete uygun bir yiyecek olduğunu söylüyor. Hatta geçen yıl İstanbul’da yapılan Uluslararası Tıp Kongresi’nde de ikram edilen çiğköfte, son yıllarda özel davetlerin mönülerinde sıklıkla yer alıyormuş. Elazığlı Çiğ Köfteci Ahmet Usta Fabrika Tel: 0212 428 51 10

 


İL il teşvik PAKETİ

Sektörel ve bölgesel yeni teşvik paketi netleşti. Türkiye’nin üretim merkezleri belirlendi. Finans ve ağır sanayi için İstanbul, savunma sanayi için Ankara adres gösterildi..

Küresel krizle boğuşan reel sektörün aylardır beklediği sektörel, bölgesel ve proje bazlı teşvikler netleşti. Sanayi Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından netleştirilen pakete göre, her şehrin ayrı teşviki olacak. Buna göre, Kütahya’da seramik teşvik edilirken Karaman’da bisküvi üretimine destek verilecek. İstihdam ve ihracat odaklı, proje bazlı çalışan yerli-yabancı firmalara da 500 milyon doların üzerindeki yatırımlar için özel bir teşvik paketi uygulanacak.

Mevcut, 49 ili kapsayan 5084 sayılı Teşvik Yasası’nın süresi 1 Ocak 2009′da sona erdi. Sanayi Bakanlığı, krizle birlikte teşvik paketini revize etti. Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, yeni teşvik yasasının 20′sine kadar tamamlanacağını belirtirken, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek de “Türkiye teşviksiz kalmaz” açıklaması yaptı.

500 milyon dolarlık yatırıma tam destek

İstihdam ve ihracat odaklı, proje bazlı çalışan yerli-yabancı firmalara da 500 milyon doların üzerindeki yatırımlar için özel bir teşvik paketi uygulanması öngörülüyor. Yan sanayi oluşturan, büyük çaplı istihdam sağlayan otomotiv, tekstil gibi sektörlere ucuz enerji, düşük Kurumlar Vergisi uygulanacak. KOBİ’ler başta olmak üzere üretim yapan, istihdam yaratan firmalara başta enerji olmak üzere girdi maliyetinin bir bölümünü devlet üstlenecek. Tüzel kişilerin yatırımlarında vergide kolaylık sağlanacak. Ancak, IMF’nin ikna edilmesi gerekiyor.

Turizm yatırımı Antalya’ya

* İSTANBUL: Tekstil, finans, gemi inşa sanayi, ağır sanayi

* BURSA, KOCAELİ, SAKARYA, AKSARAY: Otomotiv, yansanayi

* KONYA, KARAMAN: Tarım, gıda

* ANKARA: Elektronik, tekstil, savunma san.

* KOCAELİ: Kimya

* İZMİR: Kimya, tekstil

* MARDİN: Çimento

* ANTALYA: Turizm

* KAYSERİ: Mobilya

* MANİSA: Radyo, TV imalatı

* DENİZLİ: Tekstil

Hazal Ateş/Sabah

Teknolog Sihirli Mendil

Sektör : Oto Bakım
Kuruluş Yılı :  
Toplam Çalışan Sayısı: 
Merkez Ülke : 
Şube Sayısı :  
Firma Tanıtımı: Düşük Yatırım, Karlı Bayilik Fırsatı
% 250 Kar Marjı
Her İle Tek Ana Bayilik

2008 yılı içerisinde Nano Teknoloji Harikası Cam
Koruyucu & Yağmur Kaydırıcı ürünümüzle 2.5 milyon adet sattık, Türkiye genelinde yüzlerce insana gelir sağladık….

Bayilik/Franchise Bilgileri
Bayilik Şartları: Ortalama bir Anadolu İli İçin 25 Stantlık ürün alımı başlangıçta yeterli olacaktır .
Bayilik Paket(ler)inin içeriği : Ekonomist Dergisinde “ Krizde Bile Kazandıracak 30 İş
Fırsatı “ başlıklı araştırma yazısında, Pusula dergisinde ve daha bir çok basın yayın organında yer aldık ….

2009 yılı ile birlikte Nano Teknolojik Cam Koruyucu & Yağmur Kaydırıcı ürünümüze ek 13 farklı ıslak mendil formatlı ürünümüzü daha ürün portföyümüze ekledik…

Bir Çoğu Türkiye de Ve Dünyada İlk …
14 Farklı Nano Teknoloji Harikası Ürün…

Ne İşe Yarar Technolog Sihirli Mendil?
Size birgün artık yağmurda silecek kullanmayacaksınız deselerdi….
Yada Camlarınız buğulanmayacak ….
Veya Torpidonuzu silmenize gerek kalmadı, çünkü artık tozlanmayacak…
Artık bunların hepsi mümkün ve bunlar sadece 3 ürünümüzün hayatınıza getirdiği kolaylıklar…
Technolog Sihirli Mendil Dünyasına adım ve ürünlerimizi incelemek isterseniz web sitemizi ziyaret ediniz.
Bayi Destek Ürünleri
—Teşhir Standı
—Afiş
—Logolu Personel Kıyafeti(Tulum)
—Logolu Şapka

Nasıl Pazarlarım?
— Personel Destekli Toptan Satış
Tarafınıza ücretsiz olarak gönderilen stantları benzinliklere yerleştiriyorsunuz. Her 6 benzin istasyonu için bir bayan personel görevlendiriyorsunuz. Personeliniz haftanın her bir günü bir başka istasyonda gelen araçlara ürün tanıtıp satışını yapıyor.
Ortalama bir benzin istasyonunun günlük araç sirkülâsyonu 1.000 -1.500 adettir. Dolayısıyla bir noktada personel destekli yapacağınız satış günde 100 – 300 arasıdır. Bir benzin istasyonuna, haftada bir kez olmak üzere ayda 4 gün eleman gönderdiğiniz ve personelinizin olmadığı günlerdeki satışınızı da göz önüne aldığınızda her satış noktanız için ortalama aylık 1.500 ad – 2.000 ad arası ürün satışı yapmanız mümkündür.

— Uygulama Stantları
Technolog Sihirli Mendil Serisi ürünleri ile perakende satış fiyatı
üzerinden 2 TL gibi bir maliyetle yapacağınız uygulamanın piyasadaki versiyonu ortalama 50 TL gibi bir maliyetle yapılmaktadır. Dolayısıyla yıkama hizmeti veren benzinliklerde ve yıkama yağlama servisleri ile anlaşarak uygulama standları açabilirsiniz.

— Aktif Pazarlama
Ürünlerimiz, Türkiye de son dönem popülerliği artan aktif pazarlama tarzı satışa da oldukça uygundur. Ürünlerimizi aktif satış elemanlarınızla; tane 2 TL, 3 ‘ü 5 TL olarak taksi-Dolmuş durakları, işhanları, esnaflar ve sanayi bölgelerinde pazarlayabileceğiniz gibi evler için tasarlanmış ürünlerimizi de (Örneğin; Mobilya ve Ahşap Parlatıcı) evlere yönelik pazarlayabilirsiniz.

Karlı Bir Bayilik, Alternatif Bir İş Olanağı…

Bayilik Verilecek İller : Tüm Türkiye
Yatırım Maliyeti : Ürün bedeli
Ortalama Kar Marjı : %250
Reklam Katılım Ücretleri : Yok
Gelirden Pay : Yok
Ek Hususlar : 189 TL , 4,725 TL
İletişim Bilgileri
İlgili Kişi : YILMAZ KUKUR
Adres : İnönü Cad. No: 119 / C DENİZLİ
Telefon : 0 258 213 68 00 (pbx)

Gelen ziyaretçi kelimeleri

  • teknolog sihirli mendil
  • uzmantv 8212

Silver home microfiber temizlik bezi bayilik…

Sektör : Temizlik / Güvenlik
Kuruluş Yılı :  
Toplam Çalışan Sayısı: 
Merkez Ülke : 
Şube Sayısı :  
Firma Tanıtımı: TÜRKIYENIN EN KALITELI MIKROFIBER BEZI SİLVER HOME
İŞİN SUYUNU ÇIKARDIK !!!

HER EVE , İŞ YERİNE VE ARACA GEREK ÜRÜNÜMÜZÜ ..
5 te 1 fiyatına satın
Toptanda % 50
Perakende de % 100 Kar Marjİ
TÜRKİYE GENELİNDE BAYİLİKLER VERİLECEKTİR.
DÜŞÜK YATIRIMLA KARLI BİR İŞ

Bayilik/Franchise Bilgileri
Bayilik Şartları: Ürün alimi
Bayilik Paket(ler)inin içeriği : silver home

MİKROFİBER TEMİZLİK BEZLERİ

MİKROFİBER TEMİZLİK BEZLERİ İLE YAPILAN TEMİZLİK TE DETERJANA İHTİYAÇ YOKTUR. TEK İHTİYACINIZ OLAN şEY BİR MİKTAR SUDUR. SİLDİğİ YÜZEYDE HİÇ BİR ŞEKİLDE SU LEKESİ , KİR VE TEKSTİL ARTIĞI BIRAKMAZ. MİKROFİBER TEMİZLİK BEZLERİNİN KULLANIMI , KANSEROJEN VE ZARARLI MADDELER İÇEREN KİMYASALLARA İHTİYAÇ BIRAKMADIğI İÇİN CİLDİNİZDE OLUŞABİLECEK MUHTEMEL SAĞLIK PROBLEMLERİNİ ÖNLEMEK İÇİN DE OLDUKÇA ÖNEMLİDİR.

MİKROFİBER TEMİZLİK BEZLERİ TÜRKİYEDE UZUN YILLAR YABANCI ŞİRKETLER TARAFINDAN ÜYELİK SİSTEMLERİYLE 20- 25 YTL GİBİ FAHİŞ FİYATLARDAN SATIŞA SUNULDU. TEKSTİL İN KALBİ DENİZLİ DE KUKUROğLU GIDA KİMYA TEKSTİL PAZ VE DIŞ TİC TARAFINDAN ÜRETİMİ GERÇEKLEŞTİRİLEN SİLVER HOME MİKROFİBER TEMİZLİK BEZLERİNİN DAĞITIMI HER İLE TEK ANA BAYİLİK SİSTEMİYLE GERÇEKLEŞMEKTEDİR.

NASIL PAZARLARIM ?

Bireysel çalİşma : Ürünlerimizden yapacağınız toptan alımınızla ürünleri çevrenize satarak para kazanabilirsiniz.

Stand düzeyli çalışma: Ürünlerimizi petrol istasyonları , alışveriş merkezleri , pazaryerleri yada insan yoğunluğunun yüksek olduğu herhangi bir yerde stand açarak

Direkt son kullanıcı fiyatlarıyla satabilirsiniz.

( Stand desteğimiz vardır)

Toptan çalışma : Ortalama bir Anadolu ilinde Bakkal ve market sayİsİ 4000 civarİdİr. Ürünlerimizi bakkal ve marketlere toptan yada konsinye tarzİ satİşlarla pazarlayabilirsiniz.

Unutmayınız ki mikrofiber temizlik bezleri üyelik sistemleriyle insanlara daha öncesinde 20- 25 ytl ye satıldı. Siz aynı ürünü perakende de yalnızca 5 te bir fiyatına satacaksınız .

Alımlarınızı kredi kartı ile yapabilirsiniz.

Ürün portföyümüz , satış ve bayilik gibi konularda daha ayrıntılı bilgi için sitemizi ziyaret edebilir yada ilgili numaralardan bize ulaşabilirsiniz.

Bayilik Verilecek İller : Tüm Türkiye
Yatırım Maliyeti : Ürün Alimi
Ortalama Kar Marjı : Toptanda % 50
Perakende de % 100 Kar Marjı
Reklam Katılım Ücretleri : YOK
Gelirden Pay : YOK
Ek Hususlar : Belirtilmedi..
Huncalifetr Yeni Network - Evden Çalışmak için İş Başvurusunda Bulunun